Kronolojiyi Şaşırmış Çağrışımlar(APOPTOSİS)-II

Pranga, bir mücadele güzellemesi. Alerjin vardı prangalara. Hepsi çatlasın diye uğraşmaktan paramparça oldun. Belki de mücadele etmenin tutkulu çekiciliğinden. Belki de vazgeçmeyi pes etmek zannettiğinden. Gerek var mıydı kendini bunca paralamana? Adı pranga diye hepsi anlamsız bir tutsaklığın habercisi olacak değil ya. Anlayacağın bazı prangalar çatırdamamalıdır. Böylesi daha iyi. Merak etme mücadele boşa gitmedi birlikleri başka yere sürme vakti. Haber salın Nene Hatun’a. Hepiniz elinizi çabuk tutun batı cephesi düşmek üzere. Merkezi göbek deliği olan pusulaların batısı ağırdır, ağrılıdır. Manyetizmadan değil acıdan etkilenir. Saplanırsa pusula da şaşar yer de yön de… Emir demiri her halükarda kesmez, yanan kafesse. Sayıkladığın kadarsın, sen aslında sayıkladıklarınsın. Soğuk hayatın gerçeklik iklimini hırkana emanet ettin hırkanı da omuzlarına. Hissettiklerini hakikat menzili sanma hırkanı da giysen en çok sen zulmedersin sana. Diri toprak, taze harman ama yorgun hasat. Beslenemedin mi yoksa besleyemedin mi? Ey ahali hava, su, sevgi geçelim bunları. Anne sütü her çocuğun hakkıdır.


Sentetikten uzak duralım. Doğal olan ne varsa, ne kaldıysa, ne kadar kaldıysa buyrun bölüşelim. Yol uzadıkça daralan tren rayları perspektif mi, uyarı mı? Yol uzun ve her zaman bu kadar bolluk olmayacak. Ecza depolarının patikaları dinamit dolu. Yanlışlıkla bassan da patlatıp patlatmamak senin elinde. Postane sırası, pide kuyruğu, hastane bankoları. Umut üretim tesisleri. Ruhsal yaşamın ilk formu. Dünyaya düşen ilk zerre. İlk liman, ilk tren garı, ilk otogar. Belki de ilk sığınak. Kıvrımlarını estetik zannettiğimiz dereboğazı yolu bir cefa akademisi aslında. “K” harfi silinmiş istanbulkart tabelası. İSTANBUL ART. Bazılarının gözleri hep kısa pozlar. Yakalar her hareketi, dondurur. Lakin o tabelayı gördüğümde diyaframım pek açık değildi. Yorgun. Artizanca yaşamak belki. Neyse hoş geldiniz, safalar getirdiniz.

M.SAFA KÜÇÜKÖNER

Yorum bırakın