Kronolojiyi Şaşırmış Çağrışımlar(APOPTOSİS)-I

Ruhlarınızı tükettiğiniz Arnavut mezarlıkları. Köy yolunda eskiyor şamranlar. Bir ailenin toplu fotoğrafından fark ediyoruz personaları. Kim sinsi, kim samimi, kim hain? Rant diyorum baylar bayanlar ölümü bile maça yapıyor, kupa yapıyor, sinek yapıyor. Anlamsız baca temizlemeleri her zaman bir filtreye takılıyor. Belediye de beyin, çevre ve şehircilik bakanı da. Karpuz çekirdeği fırlatmayı öğrendiğin adamı rüyanda görsen öldürürsün. Zayıflamış, susuyor. Fırlat tabak çanakları, Arnavut kaldırımlarını. Firketeyle bağlısın yatağına, rüyalarına. Hayallerinin ucu yeterince açık mı? Yoksa onların da ucunu sustalıyla mı açıyorsun? Umut diyorum baylar bayanlar, unut demiyorum. Sahipsiz kaldırımlar vardır. Sahipsiz, evsiz, yersiz, yurtsuz. Klostrofobik ruh halleri de vardır ormanları daraltıp şehrin gürültüsünü uğultu olarak başına armağan eden. Siyah kalem vardır, kara leke, ak süt. Şeftali yediren ninelerin emekli maaşı deri cüzdanlarda saklıdır. 300 plastik top ederdi bir aylık emekli maaşları. Çatıda patlayan topların yeri doldurulurdu. Bir gece ansızın haber etmeselerdi. Uykumdan uyandırıp sonra uyu demeselerdi. Küfür saklı kavanozlara uğur böceklerini hapsettik. Yaşasınlar diye biraz da yaprak bahşettik. Ekolojiyi bilmezdik. Eriklerimiz vardı eteklerimizde, yumuşanlarımız. Kızkaçıranlar, torpiller, pembe dört tekerlekli bisikletler. Kimilerinin abisi vardı kimilerinin yarası. Kimilerinin aklı bir karış havadaydı, kimilerinin boyu zaten bir karıştı. Sırtına atılmış taşlar köpek köpek inliyordu. Lojmanlar rutubet kokardı benim gözlerim tuz. Buram buram çapak. Göğüs kafesine güvercin değil kunduracı sığdıran çocuklar vardı, sigaralarını söndürmeden yanan. Hidrojen diyorum bayanlar ve baylar oksijene ne çok yakışıyor.

M.Safa Küçüköner

Yorum bırakın